<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Insan ve Psikoloji</title>
        <description>Er veya geç, başarmış bir kimse,
başaracağına inanmış bir insandır. </description>
        <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2009 14:23:56 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Müzikterapi</title>
            <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/muzikterapi_12167511.html</link>
            <guid>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/muzikterapi_12167511.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;&lt;br&gt;&lt;img src=&quot;http://header.portal.aau.dk/header?l=17;p=442;f_Headertext=MUSIKTERAPI&quot;&gt;&lt;br&gt;Ruh ve sinir hastalıklarının tedavisinde kullanılan musıkînin,
bedensel hastalıklara da iyi geldiği savunuluyor. Musıkî ile tedavide,
Rast makamının kemiklere, Huseyni'nin mideye, Hicaz'ın ise çocuk
hastalıklarına birebir olduğu belirtiliyor.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Osmanlı'nın Edirne'deki
Dar-u-Şifa'da ruh sağlığı yerinde olmayan hastaları musıkî ile tedavi
ettiğini artık tüm dünya biliyor. Musıkî ile tedavinin bizzat kalp,
ciğer, kemik gibi bedenin azalarına iyileştirici olduğu ise yeni yeni
gün ışığına çıkıyor. Uzmanların &quot;geleneksel motiflikten kurtarılarak
bilimsel temele oturtulmalı&quot; dediği musıkî ile tedavide; Hicaz'ın çocuk
hastalıklarına, Rast makamının kemiklere, Huseyni'nın mideye,
Nihavend'in ise bel ağrısı ile tansiyona iyi geldiği kaydediliyor. &lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Hangi makam hangi hastalığa iyi geliyor? &lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;1) RAST MAKAMI:
Kemik ve beyne etkilidir. Fazla uyumayı engeller. Nabzın yükselmesine
yardımcı olur. Özellikle çocuk bünyesinde nem hakim olduğu için; bu
nedenle oluşan dengesizlikleri düzeltir. Akıl hastalıklarına iyidir. &lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;2) IRAK MAKAMI:
Kuşluk ve ikindi vakti etkilidir. Menenjit, beyin ve akıl
hastalıklarına faydalıdır. Omuz, kol, sol kol ve ellere etkilidir.
Başın üst tarafına etkisi belirtilmektedir. Lezzet verir, düşünme ve
kavrama konusunda etkilidir. Korku gidericidir. Saldırganlığı önleyici
ve nevrotik hastaları tedavi edici etkisi vardır. &lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;3) ISFAHAN MAKAMI:
Ateşli hastalıklardan vücudu koruyucu özelliği vardır. Ense, boyun,
omuzlar ve sol dirsek için etkilidir. Güven hissi, uyum sağlama,
hareket yeteneği, zihin açıklığı, gönü.. ( &lt;a href=&quot;http://insanvepsikoloji.blogcu.com/muzikterapi_12167511.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 29 Mar 2008 16:15:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>&quot;Sen benim Herseyimsin &quot;</title>
            <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/sen-benim-herseyimsin_12167171.html</link>
            <guid>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/sen-benim-herseyimsin_12167171.html</guid> 
            <description>Evlilik
hayatında en büyük hayal kırıklıklarını eşine &quot;Sen benim her şeyimsin!&quot;
diyen kişiler yaşıyor. Psikolog Yasemin Uçal, &quot;Kimseye taşıyamayacağı
bir rol yüklenmemeli.&quot; dedi. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Şemsinur Özdemir'in Haberi &lt;br&gt;&lt;br&gt;Bir
insanın sevdiği birine 'sen benim her şeyimsin' demesi, ilk başta
verilen kıymeti ifade etmek açısından çok güzel gelebilir. Ancak, bu
sözün fiil olarak karşılık bulmasını beklemek muhatabında aynı hoş
duyguları uyandırmıyor. Çünkü, bir kişinin &quot;anne-baba, eş, arkadaş,
evlat&quot; rollerini aynı anda karşılaması çok zor. Bu imkânsızlık,
beklentileri karşılanamayan tarafı üzdüğü gibi, kendisinden çok şey
beklenen tarafta da boğucu bir etki yapabiliyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Hayatımızda
sadece bir tane rolü olabileceği halde 'her şeyimizi' üstüne
yüklediğimiz kişiden 'ben senin beklentilerini karşılamak zorunda
değilim' cevabını aldığımızda yıkılabiliriz. O, bunu diliyle ifade
etmeyip hiçbir beklentimizi vermeyerek de gösterebilir. Özellikle eşler
arası ilişkide makul olan, herkesi kendi konumunda kabullenmek ve fazla
beklenti içine girmemektir. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Psikolog Yasemin Uçal'a
göre, bu idrak seviyesine ulaşmanın yolu 'karşımızdakinin de kendimiz
gibi birçok konuda aciz, eksikleri olan, mükemmel olmayan' bir insan
olduğunu kabullenmekten geçiyor. Bir tane rolü olan insana, başka
gö.. ( &lt;a href=&quot;http://insanvepsikoloji.blogcu.com/sen-benim-herseyimsin_12167171.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 29 Mar 2008 16:11:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İş ve Özel Yaşam Dengesi</title>
            <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/is-ve-ozel-yasam-dengesi_11099751.html</link>
            <guid>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/is-ve-ozel-yasam-dengesi_11099751.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;İş ve Özel Yaşam Dengesi&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://www.moralhaber.net/resimler/haberler/29405.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İş-özel yaşam dengesi özel yaşam ve kariyer
alanlarına ilişkin faaliyetlerin uyumlu bir şekilde birlikte
yürütülmesi anlamına gelir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bireyin yaşamı esnasında birden fazla rolü sürdürmesi, farklı
konularla ilgilenmesi, potansiyelinin farklı yanlarını kullanması
yararlıdır. Ancak zaman zaman farklı roller birbirlerini olumsuz
etkileyebilir, birey zorlanabilir. Günümüzde özellikle iş yaşamı ve
özel yaşama ilişkin sorumlulukları birlikte yürütmek profesyonel
kişinin zorlanmasına yol açabilmekte ve bunun sonucunda bireyin
kendisi, yakın çevresi ve iş ortamı için olumsuzluklar söz konusu
olabilmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İş özel yaşama çeşitli şekillerde yansıyabilir. İşle ilgili dosyalar
eve getirilir veya telefon, bilgisayar gibi araçlarla ev adeta ikinci
bir ofise dönüştürülebilir. Ya da işe ilişkin düşünce, duygu ve
davranışlar özel yaşamda da sürdürülebilir. İşte baskı altında tutulan
duygular özel yaşama yansıyabilir. İşten dolayı ortaya çıkan üzüntü,
tedirginlik ve zihinsel yorgunluk kişinin özel yaşamında devam edebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İş-özel yaşam dengesini korumada eş, çocuklar, diğer yakın aile
bireyleri ve arkadaşların önemi büyüktür. Eş ve çocuklara yeteri kadar
zaman ayırabilmek aile içi ilişkilerin sağlam olmasını sağladığı gibi
kişinin işindeki performansını da olumlu etkiler. İşe ilişkin sorunları
yakın aile bireyleri ve arkadaşlar ile paylaşmak veya önemli kararlarda
onların fikirlerini almak birey için yararlı olur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Profesyonel yaşam sırasında dönem dönem özel yaşam veya iş daha
ağırlık kazanabilir. Bunu doğal karşılamak gerekir. Burada önemli olan
insanın ne istediğini bilmesi, doğru zamanlamayı yapabilmesi ve zaman
zaman biri veya diğerinden özveride bulunması gerekebileceğ.. ( &lt;a href=&quot;http://insanvepsikoloji.blogcu.com/is-ve-ozel-yasam-dengesi_11099751.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 14 Mar 2008 18:55:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>PSİKOLOJİDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ</title>
            <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/psikolojide-arastirma-yontemleri_11098571.html</link>
            <guid>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/psikolojide-arastirma-yontemleri_11098571.html</guid> 
            <description>Bilimlerin
amacı, olaylar hakkında kanıtlanabilir bilgiler elde etmektir. Bu amaca
erişmek için izledikleri sistemli yola, her türlü araştırma tekniğine
yöntem denir. Değişik bilim dallarında birçok yöntem kullanılır.
Psikoloji de diğer bilimlerin kullandığı yöntemlerin çoğunu kendi
konusuna göre kullanır. Bunların başlıcaları betimleyici ve tanımlayıcı
yöntemler, korelasyonel yöntemler, deneysel yöntemlerdir. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;a) Betimleyici ve Tanımlayıcı Yöntemler:&lt;/b&gt; Betimleme ve tanımlama amacıyla tarama yöntemi, doğal gözlem, görüşme ve vaka incelemesi yöntemlerinden yararlanılır. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;1. Tarama Yöntemi:&lt;/b&gt; Belirli sorunlarla ilgili olarak geniş kitlelerin görüşlerinin alınmasıdır. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Test:&lt;/b&gt; İnsanların zekalarını, ilgilerini, yeteneklerini, tutumlarını, kişiliğini v.b. ölçmek amacıyla kullanılır. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Anket:
Bilgi verecek kişinin doğrudan kendisinin okuyarak cevaplandıracağı
sorulardan oluşmuş soru kayıtları kullanarak yazılı cevaplar aracılığı
ile gözlemde bulunma işidir. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&amp;nbsp;&lt;b&gt;2. Doğal Gözlem :&lt;/b&gt; Olayların doğal durumda izlenmesidir. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&amp;nbsp;&lt;br&gt;&lt;b&gt;3. Görüşme :&lt;/b&gt; Görüşme, karşılıklı konuşmadır.Bu konuşma bir kişiyle olabileceği gibi bir gurup insanla da olabilir. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;4. Vaka:&lt;/b&gt;
Bazı durumlarda insan davranışını tanımlamak pek kolay olmaz. Olayın
derinliğine inmek gerekir. İnsanın geçmiş yaşantıları ve çevresi
davranışlarına önemli etkiler yapar. İnsan davranışını tanımak için bu
geçmiş yaşantıların, önemli olayların ve ilişki kurduğu insanların ona
nasıl bir etkide bulunduğunu öğrenmek gerekir. Bunun için psikolog
incelediği kimsenin ailesi, arkadaşları ve diğer ilgililerle konuşur.
Elde ettiği bilgileri nesnel olarak kaydeder. Davranışların nedenlerini
ortaya çıkarırkan bu bilgilerden yararlanır. &lt;br&gt;&amp;nbsp;&lt;br&gt;&lt;b&gt;b) Korelasyonel Yöntemler :&lt;/b&gt;&lt;br&gt;Korelasyonel:
Birlikte değişme gösteren olaylar arasında çeşitli anlamlılık
düze.. ( &lt;a href=&quot;http://insanvepsikoloji.blogcu.com/psikolojide-arastirma-yontemleri_11098571.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 12 Mar 2008 18:47:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kadınlarda Depresyon </title>
            <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/kadinlarda-depresyon_11097861.html</link>
            <guid>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/kadinlarda-depresyon_11097861.html</guid> 
            <description>
&lt;img src=&quot;http://img.mynet.com/ha2/basagrisi.jpg&quot;&gt;&lt;br&gt;Kendimi üzgün ve alıngan hissediyorum. &lt;br&gt;Bana daha önce zevk veren şeylere karşı ilgim azaldı.&amp;nbsp; &lt;br&gt;Uyku düzenim, iştahım, kilom değişti. &lt;br&gt;Enerjimin bittiğini ve yorgun olduğumu hissediyorum. &lt;br&gt;Umutsuz, suçlu, değersiz ve kifayetsiz olduğumu düşünüyorum. &lt;br&gt;Konsantre olamıyor, düşüncemi toplayamıyorum. &lt;br&gt;Herhangi bir konuda karar vermekte güçlük çekiyorum.&amp;nbsp; &lt;br&gt;Arkadaşlarım değiştiğimi söylüyorlar. &lt;br&gt;Çok sık bir şekilde ölümü arzuluyorum. &lt;br&gt;&amp;nbsp;&lt;br&gt;Bir insanda yukarıdaki belirtilerin üçü veya daha fazlası varsa, o kişi depresyon tanısı alır. Ancak yaşanan her üzüntü yada hüzün depresyon değildir. Bir kimseye bu teşhisin konulmasında stres, ailede depresyon geçirenlerin varlığı ve o kişinin -varsa- daha evvel atlattığı ruhsal hastalığın rolü büyüktür. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Depresyon çağımıza damgasını vuran hastalık.. ( &lt;a href=&quot;http://insanvepsikoloji.blogcu.com/kadinlarda-depresyon_11097861.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 12 Mar 2008 18:30:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Boderline , kislik Bozuklugu</title>
            <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/boderline-kislik-bozuklugu_4574605.html</link>
            <guid>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/boderline-kislik-bozuklugu_4574605.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;Duygularda, insan ilişkilerinde, davranışlarda dengesizlik ve aşırı kaybetme korkusu...&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Nedir?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Borderline
kişilik genelde çocuklukta yaşanılan önemli bir kayıp, anne-baba ile
olan bağın dengesiz olması, travma, kötü muamele yada duygusal olarak
yoksun kalmak gibi tecrübelere dayanmaktadır. Oldukça yaygın görülen
bir hastalıktır, toplumun yüzde 2 yada 3 ünün sahip olduğu tahmin
edilmektedir.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Eğer Borderline Kişilik Bozukluğunuz varsa,
sürekli olarak terkedilme duygusunun yarattığı panik ile mücadele
ediyorsunuz demektir. Genel olarak davranışlarınız değişken ve ani
hareketlerden oluşur. Duygularınız sürekli değişir, insanlarla olan
ilişkileriniz ise yoğun ve fırtınalıdır.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Büyük ihtimalle, değer
verdiğiniz insanlara tutunmak için çılgınca bir çaba sarfederken bir
yandan da kaybetme korkusundan kaçınmak için önemsizleştirmeye
çalışırsınız. Yalnızlık duygularını uzaklaştırmak için çevrenizi
insanlar ile doldurursunuz, hatta sevmediğiniz yada anlaşamadığınız
insanları bile kabul edersiniz. İnsanlar ile olan ilişkilerinizde
strese yol açan olaylar, örneğin maddi zorluklar, ilişkide yaşanan
problemler vs genelde hastalığı daha da kötüleştirir.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Borderline
kişiliğe sahip kişilerin kendine güven duyguları çok kırılgan olduğu
için insanlar tarafından kabul edilmeye yada reddedilmeye karşı aşırı
derecede hassastırlar. Eğer bu hastalığa sahipseniz, bir ilişkiniz olsa
bile kendinizi dışlanmış ve yalnız hissedersiniz. Olası bir kayıp,
ayrılık yada terkedilme ihtimali karşısında kendinizi tehdit altında
hissederseniz ve genelde hiddet, aşırı öfke, aşağılama yada sözlü
saldırılar ile tepki verirsiniz. Borderline kişiliğe sahip insanların
duygularını kontrol etmekte zorlandıkları yaygın olarak bilinmektedir.
Ayrıca bazı durumlarda yalnızlık ve terkedilmişlik duygularından
kurtulmak için alkol, uyuşturucu, yeme bozukluk.. ( &lt;a href=&quot;http://insanvepsikoloji.blogcu.com/boderline-kislik-bozuklugu_4574605.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 11 Nov 2007 12:42:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Epilepsi (Sara Hastaligi )</title>
            <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/epilepsi-sara-hastaligi_4574598.html</link>
            <guid>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/epilepsi-sara-hastaligi_4574598.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;&lt;br&gt;&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Epilepsi halk adıyla sara, yenileyen nöbetler ile karakterize
sıklıkla geçici bilinç kayıplarına neden olan bir durumdur. Ancak bu
geçici bilinç kaybı her zaman oluşmaz.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Nöbetler çok farklı
şekilde ortaya çıkabilirler. Bazı nöbetten önce bir korku hissi
olabilen olağan dışı bir algılama yaşanırken bazı nöbette kişi yere
düşebilir veya ağzı köpürebilir. Bazen de boşluk nöbetleri dediğimiz
kişinin gözünü bir noktaya dikmesi veya donuklaşması gibi durumlar
ortaya çıkar. Epilepsi, ruh ya da akıl hastalığı değildir ve bazı nadir
durumlar dışında zeka geriliğine yol açmaz&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Belirtileri Nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;
&amp;nbsp; * Çocuğunuzda bir ya da birkaç kez bayılma, morarma, sıçrama,
çırpınma, anlamsız bakma, dalma veya size olağan dışı gelen benzeri bir
rahatsızlık fark ettiğiniz anda doktora başvurunuz.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;* Konu hakkında doğru bilginiz ne kadar fazla olursa çocuğunuza yardım etme imkanınızın o kadar artacağını unutmayın.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp; &lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;
* Tedavinin en önemli kısmını ailenin oluşturduğunu aklınızdan
çıkarmayın. Doktorunuz epilepsi teşhisini kesin bazı deliller olmadan
koymaz. Uzun süreli en az 4-5 yıllık, belki de ömür boyu sürecek ciddi
ve zahmetli bir tedaviyi gerektirdiğinden teşhisi koyarken çok dikkatli
davranmalıdır. Bu aşamada doktor aile işbirliğinin çok büyük önemi
vardır.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;* Bayılma şeklinde nöbet geçirmekte olan çocuğunuza
yapılacak şey onu zararlardan korumak ile sınırlıdır. Sakin olun,
çocuğun yanından ayrılmayın, yardım gerekiyorsa bir başkasını bu işe
görevlendirin. Çocuğu yere yatırın, etrafındaki sivri maddeleri ortadan
kaldırın. Çocuğu yan yatırıp tükürüğünün dışarı akması ve daha rahat
nefes alıp vermesi için başını hafif yana arkaya eğin. Elbiselerinin
gevşetin, şayet takıyorsa gözlüklerini çıkartın, hastanın dilini
ısırmasını engellemek amacıyla elle.. ( &lt;a href=&quot;http://insanvepsikoloji.blogcu.com/epilepsi-sara-hastaligi_4574598.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 11 Nov 2007 12:41:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Otizm nedir?</title>
            <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/otizm-nedir_4574592.html</link>
            <guid>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/otizm-nedir_4574592.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;&lt;br&gt;&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir
genel gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle 2 yaşından itibaren ortaya
çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme ve algılama bozukluğu çekerler.
Otistik çocukların büyük bir bölümünde farklı seviyelerde zeka geriliği
görülsede zeka seviyeleri normal olan otostik çocuklarda vardır. Ancak
genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, otostik çocuklar çevrelerindeki
dünyayı algılamakta bir zorluk çekerler. Bir annenin doğum sonrası
çocugunun özürlü olma oranı % 2 dir. otostik olma ihtimali % 0.5 ' tir.
Otizm erkek çocuklarda kız çocuklarından 4 kat daha fazla
görünmektedir. Asperger sendromu ve Rett sendromu olarak bilinen otizm
formlarıda bilinmektedir. OTİZM BELİRTİLERİ NELERDİR? Otistikleri,
etkilenme dereceleri değişse de aşağıda ortak belirtiler görülür.
Sosyal ilişkilerde güçlük Konuşma güçlüğü. Konuşma güçlüğü. Sözsüz
İletişimde zorlanma. Oyun oynama ve hayal kurmada güçlük çekme.
Değişiklere karşı tepki ve direnç gösterme. OTOSTİK BİR ÇOCUK ;
Başkalarına ilgisizdir. Göz temasından kaçınır. Başkaları ile
kendiliğinde temas kurumaz. İsteklerini bir yetişkinin ellerini
kullanarak belirtir. Diğer çocuklarla oynamaz. Sürekli bir konu
üzerinde konuşur. Tekrarlar fazladır. Sebepsiz şekilde ağlar, güler, ve
sebepsiz davranışlarda bulunur. Anlamsız sözleri üst üste tekrarlar.
Nesneleri tutup sürekli döndürmekten hoşlanır. Değişikliklerden
hoşlanmaz. Yaratıcılık gerktiren oyunları oynamaz. Bazıları yaratıcılık
gerektirmeyen bir takım işleri oldukça hızlı ve iyi yaparlar. OTİZİMİN
SEBEBİ NEDİR? TEDAVİSİ VAR MIDIR? Otizme neyin sebep olduğu henüz net
olarak bulunamamıştır. Ancak son dönemdeki araştırmalar, otizmin
genetik bir rahatsızlık olduğu görünüşü kuvvetlendirmektedir. Otizmin
kesin tedavisi için henüz herhangi ya da ilaç mevcut değildir. Otistik
çocuklarının kullandığı ilaçlar genelde hiperaktivi azaltan, dikkatin
yoğunlaşma.. ( &lt;a href=&quot;http://insanvepsikoloji.blogcu.com/otizm-nedir_4574592.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 11 Nov 2007 12:40:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Down Sendromlu çocuklar nasıl gelişir?</title>
            <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/down-sendromlu-cocuklar-nasil-gelisir_4574578.html</link>
            <guid>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/down-sendromlu-cocuklar-nasil-gelisir_4574578.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Fazla kromozom çocuğun gelişimini negatif olarak etkilemektedir. Bu
durum her zaman da önemli olacaktır. Çünkü kromozom değişimini geri
almak mümkün değildir. Fakat unutulmamalıdır ki bir çocuğun gelişimi
sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Çevre ve öğrenme faktörleri
de çocuğun gelişiminde çok önemli ve etkilidir. Down Sendromlu
çocukların ihtiyaçları diğer çocukların ihtiyaçlarından farklı
değildir. Onlar da anne, baba ve kardeşleriyle birlikte olmaktan
mutluluk duyarlar. Çevrelerini keşfetmek, oynamak, öğrenmek, gülmek
isterler. Down Sendromlu bir çocuğun&amp;nbsp; mümkün olduğu kadar sosyal bir
ortamda büyütülmesi, gelişimi için son derece yararlıdır.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Çocuklar
1 yaşına kadar bazı önemli gelişmeler gösterirler. Bu gelişmeler anne
ve baba tarafından sevinçle karşılanır. Örneğin ilk gülücük veya kendi
başına oturması, emeklemesi, ilk adım vb. Down Sendromlu çocuklar
birçok şeyi diğer çocuklardan daha geç öğrenir ve normal gelişme
prosedürünü daha geç tamamlarlar. Fakat çocuğunuzun bunların hepsini
öğreneceğine emin olabilirsiniz. Down Sendromlu çocuklar için aile içi
yardımın yanı sıra geliştirme ve rehabilitasyon merkezlerinin yardımı
da çok önemlidir.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Down Sendromlu çocuklar birçok olağanüstü işin
üstesinden gelebiliyorlar. Fakat bu çocukların öğrenimleri ve
gelişimleri engelli olmayan diğer çocuklar ile asla kıyaslanmamalıdır.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Beraber
oynanan oyunlar tüm çocukların gelişmesi için önemlidir. Oyunların
özellikle engelli çocuklar için daha büyük bir önemi vardır. Çocuk
oyunları, tekerlemeler ve şarkılar anne ve çocuğa keyif&amp;nbsp; verir. Çevre
ile kurulan ilişkiler ise konuşma ve sosyal gelişmeyi destekleyerek,
çocuğa, kendisine uygun olana katılma imkanı sağlar.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Diğer
çocuklar gibi, Down Sendromlu çocukların da fazla oyuncağa ihtiyacı
yoktur. Sadece hareket kabiliyetlerini arttıracak ve tecrübe
kazandırabilecek oyuncak madde ve materyalle.. ( &lt;a href=&quot;http://insanvepsikoloji.blogcu.com/down-sendromlu-cocuklar-nasil-gelisir_4574578.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 11 Nov 2007 12:37:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Down Sendromu nasıl oluşur?  </title>
            <link>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/down-sendromu-nasil-olusur_4574558.html</link>
            <guid>http://insanvepsikoloji.blogcu.com/down-sendromu-nasil-olusur_4574558.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;Down Sendromu nasıl oluşur?&amp;nbsp; &lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Down Sendromunun nasıl
oluştuğunu anlayabilmek için genetik konusunda biraz daha detaylı
bilgiye gereksinim duyacağız. Sahip olduğumuz hücrelerin
çekirdeklerinin genlerden oluştuğunu ve taşıdığımız fiziksel
özelliklerle, kişiliğimizin ana unsurlarının bu genlerde kodlanmış
olduğundan söz etmiştik. Genlerimiz birbirlerine kromozom denilen
çubuklarla bağlıdır. Çoğumuzun her hücresinde, 46 kromozom
bulunmaktadır. Kromozomlar da çiftler halinde kümelenmişlerdir, yani
hücrelerimiz 23 çift kromozoma sahiptirler.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Kromozom
çiftlerimizin biri annemizin yumurtasından, diğeri babamızın sperminden
gelmektedir. İnsan vücudundaki yumurta veya spermlerin hücrelerine
&quot;germ hücreler&quot; denir ve bir tek bunlara ait hücreler 23 kromozomdan
oluşmuştur.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesiyle 46
kromozomlu bir küme ortaya çıkmakta ve bunun oluşturduğu ilk hücre
bölünüp ikinci bir hücre ortaya çıktığında yeni hücre ilkinin
özelliklerini taşımaktadır. Dolayısıyla bebeğin genetik yapısı oluşacak
ilk hücreye bağlıdır. Kromozomlar ikişerli gruplar halinde 23 çift
olarak denge halindedirler.&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;b&gt;Herhangi bir nedenle bu çiftlerin
fazla kromozoma sahip olması dengeyi bozacaktır. Bu durum, yani üç
kromozoma sahip olma Trizomi olarak tanımlanır. Down Sendromu durumunda
üç kromozom oluşumu gen zincirinin 21. Kromozom halkasında oluştuğundan
bu oluşum Trizomi 21 olarak da adlandırılır. Embriyo geliştikçe bu
durum yeni oluşan hücrelere aktarılarak tüm hücrelerin fazladan bir
kromozoma sahip olmasına neden olur. Down Sendromlu insanların %95'i
söz ettiğimiz Nondisjuction Trisomy 21 türüdür. Yani 21. Kromozom
bölünürken, tepesi koparak gövdenin alt kısmı diğerine yapışarak 21.
Kromozom çiftini oluşturmuştur. Translocation türünün %60'ı döllenme
sırasında oluşur, kalan kısmı aileden kalıtım yoluyla gelmektedir.
Dolayısıyla Tr.. ( &lt;a href=&quot;http://insanvepsikoloji.blogcu.com/down-sendromu-nasil-olusur_4574558.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 11 Nov 2007 12:36:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://insanvepsikoloji.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>